«<<<<< ÖNCEKİ |

16/9/2009

Senden sana sığınır...



Düşüncelerim yuvarlanıp boğazımda kaldığında

İçime bir şeyleri sindiremiyorum demektir

Biliyorum böyle zamanlarda kendime iyi davranmıyorum

Bir hançer girip kalbimden sıcak kanı damlatıyorsa

Tüm gücümle toparlanamıyor, acıttıkca acımasını dinliyorum

Rabbim, sen beni benden daha iyi bilensin

Sığınacak başka kapım yok eminim

Boynum bükük korkuyla da dolu olsam,

Yalnız bir tane umudu yakalayıp aynı kapıya sarılırım

Benzer duyguları hissediyorum üstad-ı şuara ile

En güzel şekilde anlatmış beni de sade kelimeleriyle

“Bu yük senden Allah’ım, çekeceğim nâçârım,

Senden sana sığınır, senden sana kaçarım…”




4/9/2009

Duygularım



Karmaşık duygularım var yüreğimde

Bazen bir kuş kadar hafif ve afacan hissettiğim yüreğim

Zaman zaman içine irili ufaklı oyuncaklar doldurulmuş torba gibi görünüyor gözüme

Uzun süre fark etmiyorum, sonra bir bakıyorum ki

Dişlerim dudaklarım tarafından ağzıma hapsedilmiş, günlerce gün güneş yüzü görmemişler

“Hadi gülümse bırak bu durgunluğu” diyorum kendime


Akdenizliyiz biz, güneş bizi, biz güneşi görmezsek enerjimiz tükeniyor

Bazen güneş enerjisiyle çalıştığımı bile düşünüyorum

Bulutlar gökyüzünü kapladığında benim de ruhumu kaplayabiliyorlar aynı zamanda


Bir bahar temizliği, bir bayram temizliği de yüreklerimizde yapılmalı

Affedemediğim herkesi affetmeliyim

Toz içinde kalmış gereksiz kalp kırıklarını dışarı atmalıyım

Silmeli parlatmalı kalbi, ne kadar yorgun ve eski olsa da cilalanmalı bu yürek


O, görevini yapıyor, pıt pıt her an benimle çalışmaya devam

Ben ise onun bakımını ne kadar yapıyorum?

Bazı şeyleri hep başkalarından beklediğimi fark ettim

Herkese roller biçilmiş, beklentiler belli

Ama fark edilmez ve gerçekleşmezse ?


Su içeceksem biri getirsin diye beklemek olur mu?

Bir tektaş istiyorsam onu kalkıp kendime almalıyım

Bu ulvi bir görev değil birinin çıkıp yapması gereken

Beni mutlu eden ne ise önce benim bilmem ve yapmam en iyisi

Sevgi istiyorsam önce kendimi sevmeyle başlamalıyım.


Mutlulukları teleskopla çok uzaklarda değil

Mikroskopla her yerde aramalıyım...

 

 

deniz inci



19/8/2009

Balonlar...



Aşk öyle yüceydi ki

Yanına gittiğimde gökdelenin yanındaki bir küçük kız oluyordum

Yukarıya bakınca aklım almıyor, başım dönüyordu

 

Su damlacıkları

Bir gitarın tellerinden gelen müzik gibiydi

Bakındım etrafıma huzur dolarken kalbim

Bir bateri söylediğim şarkıyı toparlıyor

Nakaratı tekrar ettiriyordu

 

Kirpiklerimdeki hüzün

Işıldayan gözlerimde kayboluyor,

Dudaklarım gülümseyip,

Işıldayan gözlerime destek çıkıyordu yanaklarım

 

Bir uçuşan çiçeğe üflemek gibiydi sevmek

Uçuşunu seyretmek harikaydı

Ama sonunda mutlaka her bir parça yere iniyordu

Sonra geriye temiz havayı içine çekmek kalıyordu

 

Bitmesin güzel günler

Günleri güzel yapan umutlar, bekleyişler

Hala sevda konusu dost meclislerinde en önemli konuydu

Değişiyordu hayatımız, fark etmesek de biz de

Sevmek değişmiyordu yüreklerimizde

Biz değişiyoruz, yüreğimiz hep çocuksu, hep eksik,

Mutlu ama az da olsa buruk

Yapboz parçaları gibi,

Yüreğimdeki boşluğa uygun düşen birini

Bu resmi tamamlayacak,

Mutluluk fotoğrafımı,

Objektife ışıl ışıl gülümseyen gözlerle

Yanak yanağa çektireceğim birini arıyordu

Kaçamak bakışlı gözlerim.

 

Sevgim,

İşte ellerimde..

Bırakıyorum ipini sonsuz göklere…

Renk renk çıkıyor gökyüzüne…

Yapboz ise,

Ahşap oymalı sandıkta kilitlerle…



deniz inci

8/8/2009

Benim Masalım




İçinde bir şeyler olmalı insanın,
Bir ışık , bir kıpırtı, bir heyecan
Sahip olduğu şeylerle ilgili değil bu.
Ulaşamasa da sevdiği şeyler de olmalı

Bir gezegeni olmalı mesela
Uzaklarda duran, dokunamadığımız, yörüngesinde dolanıp duran...
Benimki Satürn, ya seninki?
Hani şu halkaları olan, en yakışıklısı
Uzakta evet, ama benim o, benim olmasa da yüreğimde benim...

Bir çiçeği olmalı mesela,
Benimki Lale, hani şu en kıskanç olanlardan
Kendi dalından filiz verip yeni bir lale açmasına izin vermez o, kıskanır ama asaletten..
Bir devre adını vermiş, zamanı etkilemiş, ama en zarif çiçeklerden biri.
Elimde laleler mi var? ya da bir lalezarım var mı?
Hayır, benim o, benim olmasa da yüreğimdeki lale benim...

Bir masalı olmalı insanın.
Bir çizgifilmi, bir sevdiği oyunu, bir çocukluk kırıntısı olmalı yüreğinde..
Bir kahramanı olmalı her zaferine sevindiği, zor zamanında onu düşündüğü.
Benim masalım  çok, anlat anlat bitmez ki.
Anlatınca da dinleyeni olmalı insanın,
Hatta kitabı ters tutsanız bile masalınızı dinleyen birileri olmalı.
Hangisini yüreğime koysam diğerlerinden ayırsam bilemedim.
Yüreğim geniş, sonu güzel biten her masala yer var.
Kendi masalım mı?
Onu da yazıyorum her saniye...



deniz inci

29/11/2008

kapatırız..


kapatırız,
bazen kapıyı, bazen konuyu, bazen telefonu,
bilmeyiz ki o anda neler değişti?
neler bitti ya da başladı?
bir kalp kırdığımızda aslında zor inşa ettğimiz gemileri de yakıyoruzdur,
bilemeyiz neler kaybettiğimizi
acı olanı da neler kaybettiğimizi asla öğrenemeyecek olmamızdır
kırılan kalptedir bir çok sır
ulaşamayız ona, uzakta kalır belki, bilemeyiz
herkes kendi hayatının başrolünü oynarken, başrolü kaptırmak bir yana
eleştirmen olarak seyredecek yüreğimiz var mı?


2/9/2007

Bir hatıra


"Çocukken yatağımdan her kalkışımda, yerdeki yastık ve minderleri görüp, annemin dağınıklığından dolayı söylenip dururdum.
    Büyüdüm, evlendim ve nur topu gibi bir erkek çocuk sahibi oldum.
    Oğlum da bana benzemiş olmalı ki, geceleri kıpır kıpır dönüp, ikide birde yataktan düşüyor.
    Ve şimdi ben, rahmetli anacığıma fatihalar okuyarak, yavrumun düşebileceği yerlere minderler seriyorum..."

Cüneyt Suavi'nin bu mini hatırasını çok severim. Çok içten bir şekilde anlatmış hadiseyi. Düşünüyorum da, acaba ben de ailemle anlaşamadığım konularda ilerde onlara hak verecek miyim?? Bu konu beni düşündürüyor...

30/8/2007

renkler


Karanlıktan korkardım küçükken. Şimdi bazen öyle anlar oluyor ki karanlığı mumla arıyorum. Hayal dünyamda temizlik yapıyorum şimdilerde.Ne çok atmam gereken dosya varmış anlatamam. Hayır eskileri değil, atılması gereken yeniler.Işıklarını giderek azaltmışım ve ilgilenmemişim, tozlanmış hayallerim. Daralmış üstelik, daha somut şeylere dönüşmüş. Oysa neler yoktu ki. Kaybolurdum içinde. Bir denize giriyor gibi, bir karanlığa korkmadan dalıyor gibi... Bir kelebeğin ahşap ve karanlık odada gezmesi gibi gezdim hayallerimde. Şimdiye kadar neler düşledim ve zamanla nasıl da değiştim diye uzun uzun inceledim. Çok değişmişim. Yüreğim de o yüzden sıkılmış kafeste. Son zamanlarda sıkıntılardaydı, anlam veremiyordum. Önceden yeri de genişti kendisi de. Pır pır edecek o kadar çok sebep bulurdu ki kendine. Bahanesi çoktu neşelenmek için. Siyah saçlarını annesi iki yandan bağlamış şirin şirin gülümseyen bir minik kız gibi bakardı hayata. Ondaki ışık gözlerimi ateşlerdi. Lisede gözlerimin ışıl ışıl olmasından bahsederdi arkadaşlarım. Yüreğime ne oldu? Ya gözlerime? Hayallerim, karanlığa uçup gitmese olmaz mı? Yakalamam gereken bir şey mi bu? Yoksa belli yaşlarda geçirilmesi gereken ve peşinde koşmamam gereken duygular mı? Ben bunlar olmadan yaşayamıyorum galiba. Bir keman çalıyor kulaklarımda, bazen hafif bir piyano. Hayatım fotoğraf fotoğraf gözlerimin önüne geldiğinde neden giderek soluyor resimler? Renkler eski canlılığını kaybederken gülümsemeler de azalmış gibi. Eskiden, eski resimler renksiz olurdu. Şimdi hayatımın renkleri giderek soluyor.Bir ışık, bir umut belki orda burda aradığım. Parlak bir fikir, bir dondurma, bir kelebek, bir pamuk şeker renklendirmeye yeter mi?

15/8/2007

kalkan


imkansızı denemek.. bende o kadar cesaret var mı ki? hatırlıyorum; 1. sınıfa giderken komşunun kızıyla oyun oynardık, ben kendi gözümde dev bir sınıfa gidiyordum o ise anasınıfına. Nasıl da güveniyordum kendime. Tek başıma bakkala kadar gitmek kocaman bir başarıydı benim için. Mutluluk ise; bu arkadaşımın babası akşam eve geldiğinde bazen bizi bakkala götürür, plastik kavanozdaki limon şekilli sakızlardan bize birer tane almasıydı. Neşeyle biterdi o gün. Beni mutlu etmeye yeter de artardı bile. Şimdi kendime baktığımda neleri geride bıraktığımı sorguluyorum. Nasıl yaptım ben de bilmiyorum ama okulları bitirip öğretmen olmuşum birden. Ama kendime bakış açımda değişiklik var, artık 1. sınıfa giderkenki duyduğum kendine güven ve hayata karşı heves yok değil ama eksik yerleri var, o kadar da büyük değil. Evet, ebat olarak, yaş olarak büyümüşüm ama bazı şeylerde eksiklik var. Limon şeklinde sakız da kalmamış piyasada, o kadar küçük şeyle mutlu olan çocuklar da büyükler de yok. Herşey büyüdü; evler, okullar, arabalar, imkanlar... sadece yüreklerimiz daraldı. Aynada gözlerime baktım, okul resimlerimdeki kadar ışıldamıyor gözlerim. Bu ışıkta bir eksiklik, bir burukluk var. Belki çocukken neyi bilmediğimi bilmiyordum, bu da umrumda değildi, şimdi bilgim artıkça gözlerimdeki ışık da azalıyor sanırım. Bazı şeylere kulaklarımı tıkamam, gözlerimi çekmem, ya da aldırmamam mı lazım? Yapamıyorum, denedim olmuyor.. Bir kalkan var elimde, yetersiz kaldığı zamanlar olmuyor değil ama beni bir süreliğine idare ediyor. Kalkan elimden düşerse fazla yaşayacağımı zannetmiyorum...

12/6/2007

nilüfer

 

Bu geçtiğimiz bir kaç gün içinde uzaklardan gelen misafirlerimizi ağırladık.

2 bayan bir de minik bir kız çocuğuydu misafirler. Konuştuk, güldük, gülümsedik. Ufaklık beni çok sevdi. Henüz ilkokul 3. sınıf öğrencisi ve sadece annesinden öğrendiği yarım yamalak türkçe ile neler söylüyordu neler. Bazen bir şey anlatmak istediğinde uzun uzun düşünüyor, ben çıkarabildiği bir kaç kelimeden tahmin yürütürken "anlamıyorsunuz" diyor ve kaşlarını kaldıra kaldıra gülümsüyordu. Ben de en az onun kadar sevdim kendisini. Sevimli bir kız. Neden bilmiyorum çocuklar beni seviyor. Bir arkadaşım  çocukların ve doğadaki canlıların sevginin kokusunu erken farkettiklerini anlatmıştı bana. Bunun üzerinde düşünmüştüm. Sevgi için konuşmaya da gerek yok, bazen tuhaf bir şekilde beni seven çocuklar hatta hayvanlar oluyor. İlk defa beni görmesine rağmen  sırnaşan muhabbet kuşları gibi. Yüreğim geniş sanırım, herkes az çok kendine bir yer edineceğini düşünüyor ki yaklaşıyor bana. Çok da sempatik bir görüntüm yok aslında. Ama arkadaşın dediği gibi; çocukların aldığı iyi bir sevgi kokusu olmalı. Bugün bunu düşünüp sevindim misafirleri yolcu ederken. İyi ediyorum,doğru yoldayım sanırım, aferin bana. Bazen kendimi daha önce yazdığım "insanlar vardır" şiirindeki üstü nilüferlerle kaplı biri olarak hissediyorum. Her sevgi, kalbimdeki sakin gölün üstünde açan nilüfer gibi.Çiçek açtığında bunu hissediyorum...

26/5/2007

düşünüyorum da..

  Yüreğimde bir sessizlik hakim bugünlerde. Nedendir bilmiyorum ağzını bıçak açmıyor.Sorduğum sorulara "allah büyük","Hayırlısı bakalım","Rabbim hayırlısını versin" gibi tevekkel cevaplar alıyorum. Aslında önce bu durumu yadırgamadım ama şimdi yavaştan endişelenmeye de başladım. Sakın bu bir fırtına öncesi sessizlik olmasın?
    Bazı şeyleri zaman geçtikçe hayat tecrübem arttıkça yaşım ilerledikçe daha iyi anlıyorum. Bu gerçeği  de biliyor muydum? Evet! Ama  son zamanlarda farkındalık işin içine girdi. Artık daha derin düşünebilmeye başladım sanırım. Monoton hayatın içinde kaybolduğumdan da kendi kendime yakınmıyor değilim. İş-ev arası gidip gelmeler arasında kalıplaşmış bir hayat değildi ben öğrenciyken hayal ettiğim. Geçen sene bu seneden daha az monotondum, bu sene biraz daha aynı işler peşinde koşan biri haline geldim. İşimden memnunum severek de çalışıyorum ama sanırım deşarj olacak ortam sağlayamıyorum kendime. Yaz tatiline sakladım kimi hayallerimi. Geçen yıl bu kadar ertelemiyordum hayatı, bu sene ertelemeler arttı. Hayat şartları işte, fedakarlıkları çoğaltınca "bazı şeyleri kaçırıyor muyum?" diye düşünmeye başladım..
    Hava iyice ısındı Adana'da. Şimdi serin sulara atlamanın hayalini kurmak zamanıdır. Düşünüyorum da ; belki de böylece hayalimi gerçekleştirir, kafamdaki negatif elektrik yüklü düşünceleri de bu sayede atmış olurum....



Bağlantılarım

Blogcu ile yapıldı


can sıkıntısında okunacak, yüreğimize güzel bir şeyler serpiştirecek, dillendiremediğimiz duygularımızı ifade eden yazılarla her geçen gün yeni yazılar eklenen bir blog burası...

«<<<<< ÖNCEKİ |

.......Blog hakkında görüşlerinizi bildirmek isterseniz, adresim: denizdeninciler@gmail.com .....


Online Sayaç
forex Flash Chat
NAMAZ GÖNÜLLÜLERİ

Altın Oran ve Kabe Mucizesi from Erdem Cetinkaya on Vimeo.